Harita

Kitabeler Haritası

30 Temmuz 2026 Perşembe

Nevşehirli Damad İbrahim Paşa Sebili Kitabesi

Bu yapının konumu

 







Hazret-i Sultân Ahmed Hân Gâzi kim onun

Âb-rûy-ı saltanatdır zât-ı pâk-i ekremi

Hazret-i Sultan [III.] Ahmed Han Gazi öyle yüce bir hükümdardır ki, onun tertemiz ve pek şerefli zâtı saltanatın şeref ve itibarının kaynağıdır



Bâ-husûs oldu muvaffak böyle bir düstûra kim

Hem emînü’l-mülkü hem dâmâdıdır hem mahremi

Hele bu vezire erişmekle ayrıca muvaffak olmuştur; zira o kimse, hem devletin emîni, hem damadı, hem de en yakın sırdaşıdır



İşte târîh-i selef var ise görmüş söylesin

Böyle şâhenşâh-ı efham böyle sadr-ı a‘zamı

Geçmiş zamanlara şahit olan varsa söylesin; böyle anlayış ve dirayet sahibi bir hükümdar ile böyle büyük bir sadrazamı bir arada görmüş müdür?



Hüsn-i niyyet göre âsâra muvaffak eyledi

Dinle Vehbî bu iki târîh-i bî-bîş ü kemi

Güzel niyetini eserlerine de yansıttı ve onları başarıya ulaştırdı; ey Vehbî, eksiksiz ve kusursuz olan bu iki tarih manzumesini dinle



“Kıldı reyyân cûd-ı İbrâhîm Paşa âlemi”

“Fî-sebîlillâh akıtdı dehre mâ’-i Zemzemi”

“İbrahim Paşa’nın cömertliği bütün âlemi kana kana doyurdu.” & “Allah yolunda dünyaya Zemzem suyunu akıttı.”



Vezîr-i a‘zam-ı Han Ahmed-i Gâzî ki devrinde

Musaffâdır küdûretten gönüller âb-ı nâb-âsâ

Gazi Sultan Ahmed Han’ın öyle bir sadrazamıdır ki, onun devrinde gönüller saf ve duru su gibi her türlü keder ve bulanıklıktan arınmıştır



Ne öyle pâdişâh geldi selefte taht-ı şâhîye

Ne bir şâh-ı cihân buldu o gûne âsaf-i dânâ

Geçmişte hükümdarlık tahtına onun gibi bir padişah gelmediği gibi, hiçbir cihan hükümdarı da onunki gibi hikmet ve dirayet sahibi bir sadrazam bulamamıştır



Du‘â-yı halkı isticlâb içün ol şâh-ı devrâna

Gelelden sadra etdi âlemi hayrât ile ihyâ

Halkın duasını kazanmak isteyen o devrin hükümdarı, onu sadrazamlığa getirdiğinden beri dünyayı hayır eserleriyle ihya edip mamur etmiştir



Cihânı etdiler adliyle âbâd eylesün memdûd

Şeh-i devrân ile sadr-ı güzînin devletin Mevlâ

Onlar adaletleriyle dünyayı mamur ettiler; Allah da devrin hükümdarı ile seçkin sadrazamın devlet ve saadetini daim ve uzun ömürlü kılsın



Reşîdâ müjde edip teşnegâna söyle târîhin:

“Sebîl-i ayn-ı İbrâhim Paşa’dır için sıhhâ”

Ey Reşîd, susamışlara müjde verip şu tarih mısraını söyle: “Bu, İbrahim Paşa’nın pınar gibi akan sebilidir; afiyetle için”



1132 [1719/20]





Hıdivv-i heft-kişver ya‘nî Ahmed Hân-ı Gâzî kim

Mü’eyyeddir umûr-ı saltanatda savb-ı Mevlâ’dan

Yedi iklimin hükümdarı Gazi Sultan Ahmed Han, saltanat işlerinde Allah’ın yardımı ve muvaffakiyetiyle desteklenmiş bir hükümdardır



Husûsâ sadr-ı a‘zam edeli dâmâd-ı zîşânın

Bulup râhat cihân aldı du‘â a’la vü ednâdan

Hele o şanlı damadını sadrazam tayin ettiğinden beri dünya huzur bulmuş, büyükten küçüğe herkesin duasını kazanmıştır



O düstûr-ı güzîni vasfa hâcet yok hüveydâdır

Halâs u sıdkı bu mevki‘de işbu ayn-ı îcâdan

O seçkin veziri övmeye ihtiyaç yoktur; çünkü onun doğruluğu, samimiyeti ve ihlâsı bu makamda gerçekleştirdiği eserlerle apaçık ortadadır



Zebân-ı lûlesi der teşneye târîh için Râşid:

“Su iç bu çeşme-i Dâmâd İbrâhîm Paşa’dan”

Ey Râşid, bu çeşmenin dili, susamış olana tarih olarak şöyle seslensin: “Bu Damat İbrahim Paşa’nın çeşmesinden su iç”



1132 [1719/20]





Şehenşâh-ı mekârim-pîşe Ahmed Hân-ı Gâzi’nin

Vezîr-i a‘zamı dâmâd-ı âli-kadr ü zîşânı

Fazilet ve cömertliği huy edinmiş Gazi Sultan Ahmed Han’ın yüce makam sahibi, şanlı ve değerli damadı olan sadrazamı



Ebü’l-hayr-ı nizâm-ı âlem İbrâhîm Paşa’nın

Reh-i Hakk’da revân oldu zülâl-i feyz-i ihsânı

Âlemin nizamını gözeten hayır sahibi İbrahim Paşa’nın ihsan ve bereket pınarı gibi olan cömertliği Allah yolunda akıp gitmiştir



Güzel buldu suyun mecrâ-yı ümn-i mekremet hakkâ

Olunca böyle olsun âdeme tevfîk-i Rabbânî

Gerçekten de su, ihsan ve hayrın bereketli yolunda en güzel mecrasını bulmuştur; insana ilâhî tevfik erişince işte böyle güzel işler meydana gelir



Kuru bir nâmı kaldı dilde ancak çeşme-i Hızrın

Ki icrâ eyledi bu çeşme hükm-i âb-ı hayvânı

Hızır’ın çeşmesinin gönüllerde yalnız adı kalmıştır; çünkü bu çeşme âdeta âb-ı hayatın hükmünü yerine getirerek onun yerini almıştır



Sebîli hod bakılsa bir içim sudur letâfette

Safâda Selsebîl-i Bâğ-ı Cennet dense erzânî

Bu sebil, güzellik ve zarafet bakımından adeta bir yudumluk saf sudur; berraklık ve letafette ona cennet bahçelerinin Selsebîl'i denilse yeridir



Hemîşe zât-ı pâki mevrid-i hayr-ı hisân olsun

Ola peyveste yâri lutf-ı Bârî avn-i Yezdânî

Onun temiz zâtı daima hayır ve iyiliklerin kaynağı olsun; Allah’ın lütfu ve ilâhî yardımı da sürekli kendisine yâr ve destek olsun



Du‘âsın su gibi ezberleyip bu beyt ile herkes

Desinler Tâibâ târîhini gördükçe atşânı

Herkes bu beyti su gibi ezberlesin ve susamış olan onu gördükçe, ey Tâib, bu tarih manzumesini dile getirsin



“Zülâl-i birr ü ihsânından İbrahim Paşa’nın”

“İçip şâd eylen ervâh-ı utâş-ı ehl-i îmânı”

İbrahim Paşa’nın iyilik ve ihsanının berrak suyundan içerek, susamış müminlerin ruhları sevinç ve ferahlık bulsun



1132 [1719/20]