Bu yapının konumu
Mehd-i Cenâb-ı Saltanat İklîl-i Tâc-ı Mekremet
Ma‘mûre-sâz-ı Memleket Subh-i Sipihr-i İzz ü Câh
—
Saltanatın yüce makamı, şeref ve yücelik tacını taşıyan, memleketi imar eden, izzet ve ihtişam göğünün sabahı olan hükümdar
Gûş ile kadr-i gevherin evsâf-ı zât-ı bihterin
Hurşîdidir o hâverin Sultân Selîm-i Cem-Sipâh
—
Onun üstün vasıflarını ve değerini anlayan herkes bilir ki, o doğunun güneşi olan Sultan [III.] Selim Han’dır
Bahş etdi mâl-ı bî-hesâb dünyâyı etdi feyz-yâb
Kurb-i Ebî-Eyyûb’e âb icrâsına kıldı nigâh
—
Sayısız mal harcayarak dünyayı hayır ve berekete kavuşturdu; Ebû Eyyûb'un yakınlarına su getirilmesini de sağladı
Bir nev sebîl etdi binâ hôş-edâ hem cân-fezâ
Nezdîk-i eshâb-ı safâ rıdvân-ı hulde şâh-râh
—
Güzel görünümlü ve gönül ferahlatan bir sebil yaptırdı; onu cennetlik kimselerin bulunduğu yere yakın, adeta cennete giden yol üzerine kurdu
Gûyâ ki bir kâşânedir revzenleri şâhânedir
Cennet midir a yâ nedir olmuş mahall-i iştibâh
—
Sanki bir köşktür; pencereleri de saraylara yakışacak güzelliktedir. Cennet mi, yoksa başka bir yer mi olduğu ayırt edilemeyecek kadar güzeldir
Oldu bu yerde rû-nümâ mazmûn-i tecrî tahtehâ
Kıldı kerâmetle binâ ol dâver-i devlet-penâh
—
Bu yerde “altından ırmaklar akan” ayetinin manası ortaya çıktı. Devletin koruyucusu olan hükümdar, burayı adeta bir keramet eseri olarak yaptırdı
İt‘âm içün âfâkı hep yapdı imâret müntehab
Ensârdan eyler taleb nusr-i livâ-yı pâdişâh
—
Herkesi doyurmak için seçkin bir imaret yaptırdı. Padişahın sancağına yardım ve destek vermesi için Ensar’ın duasını talep etmektedir
Yekpâre ihsândır işi cûd-i firâvândır işi
İrvâ-yı atşândır işi her tavrı tefvîk-i İlâh
—
Onun işi baştan sona iyilik ve ihsandır. Cömertliği çoktur; susuzları suya kavuşturmak onun işidir. Yaptığı her iş Allah’ın yardım ve tevfîkiyle gerçekleşmektedir
Esrâr-ı subhun mahzarı envâ‘-ı hayrın masdarı
Seyr et bu âb-ı kevseri nûr içre istersen şinâh
—
O, sabahın sırlarının ortaya çıktığı, her türlü hayrın kaynağı olan bir yerdir. Nurlar içinde yüzmek istersen bu Kevser gibi suyu seyret
Gâlib kalemden akdı bil târîhi hemçün selsebîl
Eshâba Zemzem hem sebîl Ayn-ı Safâ-yı Mihrişâh
—
Gâlib’in kaleminden tarih, Selsebîl gibi akıp döküldü: “Bu sebil, Eshâb için Zemzem gibi bir su ve Mihrişah’ın safâ pınarı oldu
1210 [1795]