Bu yapının konumu
Devr-i Şeh Bâyezîd Hân’da ki anın
ضَاقَتِ الْأَرْضُ مِنْ عَسَاكِرِهِ
—
Sultan Bâyezid Han’ın devrinde, onun ordularının çokluğu ve kudreti sebebiyle yeryüzü onlara dar gelmişti.
Yapdı bir bendesi bu câmi‘i kim
صَانَ فِي الدَّهْرِ مِنْ نَوَادِرِهِ
—
Onun kullarından (hizmetkârlarından) biri, zamanın eşsiz eserleri arasında korunup yaşatılacak bu camiyi inşa etti.
أَلْهَمَ اللَّهُ فِيهِ تَارِيخًا
يَسَّرَ الْحَقُّ أَمْرَ آمِرِهِ
—
Allah, bu eser için tarih mısraını ilham etti: “Hak, onu yaptıranın işini kolay kılsın”
896 [1490]
إِنَّ عَهْدَ دَوْلَةِ السُّلْطَانِ
بَايَزِيدَ الْمُظَفَّرِ الْأَعْلَى
—
Bu hadise, muzaffer ve yüce Sultan Bâyezid’in hüküm sürdüğü devirde gerçekleşmiştir.
عَبْدُهُ صَاحِبُ التُّقَى وَالْخَيْرِ
مُصْطَفَى ذُو الْمَنَاقِبِ الْأَعْلَى
—
Sultanın takva ve hayır sahibi kulu Mustafa, üstün fazilet ve güzel meziyetlerle tanınmış bir kişidir.
قَدْ بَنَى جَامِعًا لِوَجْهِ اللَّهِ
خَالِصًا لَا لِسُمْعَةٍ وَرِيَاءٍ
—
Allah’ın rızasını kazanmak için, gösteriş ve insanların övgüsünü gözetmeden, ihlâsla bir cami yaptırdı.
وَقَدِ اخْتَارَ فِيهِ لِلتَّارِيخِ
مَسْجِدًا أُسِّسَ عَلَى التَّقْوَى
—
Bu caminin inşa tarihini ifade etmek için, “Takvâ üzerine kurulmuş mescit” ibaresini / ayetini tarih düşürdü.
896 [1490]