Bu yapının konumu
اِتَّفَقَ الْفَرَاغُ بِحَمْدِ اللهِ الْقَدِيرِ الْخَبِيرِ عَلَى أَعْمَالِ عِبَادِهِ / وَالْبَصِيرِ مِنْ بِنَاءِ هٰذَا الْمَسْجِدِ الْجَامِعِ لِلْفَضَائِلِ عَلَى / الْوَجْهِ الْأَتَمِّ الَّذِي أُسِّسَ عَلَى التَّقْوَى مِنْ أَوَّلِ يَوْمٍ / بِأَمْرِ مِنْ مَلَإِ الْأَرْضِ بِمَعْدَلَةٍ أَحْيَا بِهَا رِمَمَ الْعِلْمِ وَالْعِرْفَانِ / لِأَجْلِ أَنْ يُظْهِرَ الْخَيْرَاتِ فِي مُلْكِهِ اخْتَارَهُ اللهُ مِنْ آلِ عُثْمَانَ /، وَهُوَ السُّلْطَانُ الْأَعْظَمُ وَالْخَاقَانُ الْأَفْخَمُ الْفَاتِحُ بِسَيْفِهِ هٰذِهِ الْبَلْدَةَ الَّتِي / لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِ وَلَمْ يُصْنَعْ نَظِيرُهَا بِأَيْدِي الْعِبَادِ
وَلَمْ يَتَيَسَّرْ فَتْحُهَا لِبَعْضِ الْخُلَفَاءِ فَضْلًا عَنِ السَّلَاطِينِ وَالْأُمَرَاءِ مَعَ بَذْلِهِمُ الْمَجْهُودَ فِي نَيْلِ هٰذَا الْمَقْصُودِ / السُّلْطَانُ مُحَمَّد خَانُ ابْنُ السُّلْطَانِ مُرَادٍ ابْنُ السُّلْطَانِ مُحَمَّدٍ ابْنُ السُّلْطَانِ بَايَزِيدَ ابْنُ أُورْخَانَ ابْنُ عُثْمَانَ
لَا زَالَتْ سُرَادِقَاتُ جَلَالِهِ مَصْحُوبَةً بِأَلْطَافِ الرَّحْمٰنِ / وَلَا خَلَا سُدَّتُهُ السَّنِيَّةُ فِي كُلِّ حِينٍ وَأَوَانٍ مِنَ الْأَوْلَادِ / وَالْأَنْصَارِ وَالْأَعْوَانِ وَأَفَاضَ اللهُ تَعَالَى عَلَى أَسْلَافِهِ / سِجَالَ الْغُفْرَانِ وَأَسْكَنَهُمْ أَعْلَى غُرَفِ الْجِنَان / هٰذَا دُعَائِي لِلْبَرِيَّةِ نَافِعٌ فَيَرْحَمُ اللهُ عَبْدًا قَالَ آمِينَ. فِي الشَّهْرِ الْمُبَارَكِ رَجَبٍ لِسَنَةِ خَمْسٍ وَسَبْعِينَ وَثَمَانِمِائَةٍ وَقَدْ كَانَتِ الْبِدَايَةُ فِي جُمَادَى الْاُخْرٰى لِسَنَةِ سَبْعٍ وَسِتِّينَ وَثَمَانِمِائَةٍ
Yüce kudretli ve her şeyden haberdar olup kullarının amellerini gören Allah’a hamdolsun ki, onun lütfuyla faziletlerin toplandığı bu ulu caminin inşası, ilk günden itibaren takvâ temeli üzerine kurularak en mükemmel şekliyle tamamlanmıştır. Bu eser, adaletiyle yeryüzünü ihya eden, ilim ve irfanın sönmüş izlerini yeniden dirilten o büyük hükümdarın emriyle yapılmıştır. Allah, mülkünde hayırları yaymak için onu Osmanoğulları arasından seçmiştir. O, en büyük sultan, en yüce hakan ve kılıcıyla bu beldeyi fetheden hükümdardır; öyle bir belde ki, memleketler arasında onun benzeri yaratılmamış, insanlar eliyle de ona denk bir şehir meydana getirilmemiştir.
Bu beldenin fethi, bu maksada nâil olmak için bütün gayretlerini sarf etmiş olmalarına rağmen, bazı halifelere bile nasip olmamış; sultanlar ve emirler ise bunu gerçekleştirmekten daha da uzak kalmıştır. Nihayet bu şeref, Osman Gazi’nin oğlu Orhan Gazi’nin oğlu Bayezid Han’ın oğlu Sultan Mehmed’in oğlu Sultan Murad Han’ın oğlu Sultan Mehmed Han’a nasip olmuştur.
Allahü Teâlâ’nın rahmet ve lütufları, onun yücelik çadırlarını daima kuşatsın; yüce makamı her zaman evlatları, yardımcıları, taraftarları ve destekçileriyle mamur ve güçlü kalsın. Allahü Teâlâ, atalarını da engin mağfiretiyle kuşatsın ve onları cennetin en yüce köşklerine yerleştirsin. İşte bütün insanlık için fayda sağlamasını dilediğim duam budur; Allah, “Âmin” diyen kuluna rahmet eylesin. Bu eser, hicrî 875 yılının mübarek Receb ayında [Ocak 1474] tamamlanmış olup, inşasına hicrî 867 yılının Cemâziyelâhir ayında [Mart 1463] başlanmıştır.
Bu kitabeyi Sûfî oğlu Ali yazmıştır.