Bu yapının konumu
A‘zam-ı Selâtîn-i İzâm, Efham-i Havâkîn-i Kirâm, İmâm-ı Ehl-i Sünnet ve Cemâ‘at, Muktedâ-yı Kevâkib-i Sipihr-i Hilâfet, Hâdimü’l-Haremeyni’ş-Şerîfeyn, Bâsitü’l-Adli Beyne’l-Hâfikayn, es-Sultân Mustafâ Hân ibnü’s-Sultân Ahmed Hân ibnü’s-Sultân Muhammed Hân, halledallâhu devletehû ilâ inkirâzi’z-zemân ve ebbede saltanatahû ilâ âhiri’d-devrân Hazretleri, işbu câmi‘-i şerîf ve ma‘bed-i münîfi, hasbeten li-vechillâhi’l-kerîm ve taleben li-merdâti’r-rabbi’r-rahîm, müceddeden ibnâ ve ihyâ buyurup, bu hayr-ı cesîmlerinin sevâbını, vâsıla-i rahmet-i rabbi’l-âlemîn olan vâlide-i muhteremeleri merhûme ve mağfûretün-lehâ Mihrişâh Emîne Hâtûn tâbe serâhâ ile câlis-i serîr-i Cennet olan birâder-i ekberleri, merhûm ve mağfûrun-leh Şehzâde Sultân Süleymân aleyhi’r-rahmeti ve’l-gufrânın rûh-i pür-fütûhîlerine hibe ve ihdâ buyurmalarıyla, Cenâb-ı Hakk ve Feyyâz-ı Mutlak, bu misillü nice müberrât-ı cezîleye masdar eyleye, âmîn!
قَدْ وَقَعَ الْفَرَاغُ مِنْ بِنَاءِ هٰذَا الْأَثَرِ الْجَلِيلِ سَنَةَ أَرْبَعٍ وَسَبْعِينَ وَمِائَةٍ وَأَلْفٍ مِنْ هِجْرَةِ مَنْ هُوَ جَامِعُ كُلِّ خَلْقٍ جَمِيلٍ
Muktedâ-yı Ehl-i Sünnet Câmi’-i Mecmû‘-i Hayr
Kıldı çün bu ma‘bed-i zîbâyı inşâ bî-riyâ
—
Ehl-i Sünnet mezhebindeki halis müslümanların imâmı ve hayırları kendine toplayan bu caminin bânîsi Sultan Mustafa Han, samimi bir niyetle bu güzel mabedi inşa ettirdi.
Sadr-ı Asrı bendesi Râgıb dedi târîhini:
“Câmi‘-i ra‘nâ binâ-i Şâh Sultân Mustafâ”
—
Onun Sadrazamı ve kulu olmakla şeref duyan Râgıb da bu caminin tamamlanmasına şu tarihi söyledi: “Şah Sultan Mustafa’nın güzel camisi”
Fî Sene 1174 [1760/61]
-----
Büyük padişahların en yücesi, ulu hakanların en ulusu, Ehl-i Sünnet ve Cemaatin imâmı, hilâfet göğünün yıldızlarına önderlik eden, Mekke ve Medine’nin hizmetkârı, doğu ve batı arasına adalet yayan Sultan Mustafa Han, ki o Sultan III. Ahmed Han’ın oğlu, Sultan IV. Muhammed Han’ın torunudur – Allah devletini zamanın sonuna kadar daim kılsın ve saltanatını dünya durdukça devam ettirsin –
İşte bu şerefli camiyi ve yüce mâbedi, Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla ve Rabbinin hoşnutluğunu dileyerek yeniden inşa ve ihya ettirmiştir. Bu büyük hayrın sevabını ise, âlemlerin Rabbinin rahmetine vâsıl olmuş muhterem anneleri, rahmetli Mihrişah Emine Hatun’un ve Cennet’te yüksek bir makama kavuşmuş olan olan abileri, rahmetli Şehzade Süleyman’ın yüce ruhlarına bağışlamış ve hediye etmiştir.
Yüce Allah’tan niyaz ederiz ki, Sultanımızı bu ve benzeri daha nice büyük hayır işlerine vesile kılsın. Âmin!
Bu mübarek ve aziz eser, her türlü güzel ahlâkı kendisinde toplayan Fahr-i Kâinat Efendimizin hicretinin bin yüz yetmiş dördüncü yılında tamamlanmıştır.