Âb-rûy-ı saltanatdır zât-ı pâk-i ekremi
—
Hazret-i Sultan [III.] Ahmed Han Gazi öyle yüce bir hükümdardır ki, onun tertemiz ve pek şerefli zâtı saltanatın şeref ve itibarının kaynağıdır
Bâ-husûs oldu muvaffak böyle bir düstûra kim
Hem emînü’l-mülkü hem dâmâdıdır hem mahremi
—
Hele bu vezire erişmekle ayrıca muvaffak olmuştur; zira o kimse, hem devletin emîni, hem damadı, hem de en yakın sırdaşıdır
İşte târîh-i selef var ise görmüş söylesin
Böyle şâhenşâh-ı efham böyle sadr-ı a‘zamı
—
Geçmiş zamanlara şahit olan varsa söylesin; böyle anlayış ve dirayet sahibi bir hükümdar ile böyle büyük bir sadrazamı bir arada görmüş müdür?
Hüsn-i niyyet göre âsâra muvaffak eyledi
Dinle Vehbî bu iki târîh-i bî-bîş ü kemi
—
Güzel niyetini eserlerine de yansıttı ve onları başarıya ulaştırdı; ey Vehbî, eksiksiz ve kusursuz olan bu iki tarih manzumesini dinle
“Kıldı reyyân cûd-ı İbrâhîm Paşa âlemi”
“Fî-sebîlillâh akıtdı dehre mâ’-i Zemzemi”
—
“İbrahim Paşa’nın cömertliği bütün âlemi kana kana doyurdu.” & “Allah yolunda dünyaya Zemzem suyunu akıttı.”
Vezîr-i a‘zam-ı Han Ahmed-i Gâzî ki devrinde
Musaffâdır küdûretten gönüller âb-ı nâb-âsâ
—
Gazi Sultan Ahmed Han’ın öyle bir sadrazamıdır ki, onun devrinde gönüller saf ve duru su gibi her türlü keder ve bulanıklıktan arınmıştır
Ne öyle pâdişâh geldi selefte taht-ı şâhîye
Ne bir şâh-ı cihân buldu o gûne âsaf-i dânâ
—
Geçmişte hükümdarlık tahtına onun gibi bir padişah gelmediği gibi, hiçbir cihan hükümdarı da onunki gibi hikmet ve dirayet sahibi bir sadrazam bulamamıştır
Du‘â-yı halkı isticlâb içün ol şâh-ı devrâna
Gelelden sadra etdi âlemi hayrât ile ihyâ
—
Halkın duasını kazanmak isteyen o devrin hükümdarı, onu sadrazamlığa getirdiğinden beri dünyayı hayır eserleriyle ihya edip mamur etmiştir
Cihânı etdiler adliyle âbâd eylesün memdûd
Şeh-i devrân ile sadr-ı güzînin devletin Mevlâ
—
Onlar adaletleriyle dünyayı mamur ettiler; Allah da devrin hükümdarı ile seçkin sadrazamın devlet ve saadetini daim ve uzun ömürlü kılsın
Reşîdâ müjde edip teşnegâna söyle târîhin:
“Sebîl-i ayn-ı İbrâhim Paşa’dır için sıhhâ”
—
Ey Reşîd, susamışlara müjde verip şu tarih mısraını söyle: “Bu, İbrahim Paşa’nın pınar gibi akan sebilidir; afiyetle için”
1132 [1719/20]
Hıdivv-i heft-kişver ya‘nî Ahmed Hân-ı Gâzî kim
Mü’eyyeddir umûr-ı saltanatda savb-ı Mevlâ’dan
—
Yedi iklimin hükümdarı Gazi Sultan Ahmed Han, saltanat işlerinde Allah’ın yardımı ve muvaffakiyetiyle desteklenmiş bir hükümdardır
Husûsâ sadr-ı a‘zam edeli dâmâd-ı zîşânın
Bulup râhat cihân aldı du‘â a’la vü ednâdan
—
Hele o şanlı damadını sadrazam tayin ettiğinden beri dünya huzur bulmuş, büyükten küçüğe herkesin duasını kazanmıştır
O düstûr-ı güzîni vasfa hâcet yok hüveydâdır
Halâs u sıdkı bu mevki‘de işbu ayn-ı îcâdan
—
O seçkin veziri övmeye ihtiyaç yoktur; çünkü onun doğruluğu, samimiyeti ve ihlâsı bu makamda gerçekleştirdiği eserlerle apaçık ortadadır
Zebân-ı lûlesi der teşneye târîh için Râşid:
“Su iç bu çeşme-i Dâmâd İbrâhîm Paşa’dan”
—
Ey Râşid, bu çeşmenin dili, susamış olana tarih olarak şöyle seslensin: “Bu Damat İbrahim Paşa’nın çeşmesinden su iç”
1132 [1719/20]
Şehenşâh-ı mekârim-pîşe Ahmed Hân-ı Gâzi’nin
Vezîr-i a‘zamı dâmâd-ı âli-kadr ü zîşânı
—
Fazilet ve cömertliği huy edinmiş Gazi Sultan Ahmed Han’ın yüce makam sahibi, şanlı ve değerli damadı olan sadrazamı
Ebü’l-hayr-ı nizâm-ı âlem İbrâhîm Paşa’nın
Reh-i Hakk’da revân oldu zülâl-i feyz-i ihsânı
—
Âlemin nizamını gözeten hayır sahibi İbrahim Paşa’nın ihsan ve bereket pınarı gibi olan cömertliği Allah yolunda akıp gitmiştir
Güzel buldu suyun mecrâ-yı ümn-i mekremet hakkâ
Olunca böyle olsun âdeme tevfîk-i Rabbânî
—
Gerçekten de su, ihsan ve hayrın bereketli yolunda en güzel mecrasını bulmuştur; insana ilâhî tevfik erişince işte böyle güzel işler meydana gelir
Kuru bir nâmı kaldı dilde ancak çeşme-i Hızrın
Ki icrâ eyledi bu çeşme hükm-i âb-ı hayvânı
—
Hızır’ın çeşmesinin gönüllerde yalnız adı kalmıştır; çünkü bu çeşme âdeta âb-ı hayatın hükmünü yerine getirerek onun yerini almıştır
Sebîli hod bakılsa bir içim sudur letâfette
Safâda Selsebîl-i Bâğ-ı Cennet dense erzânî
—
Bu sebil, güzellik ve zarafet bakımından adeta bir yudumluk saf sudur; berraklık ve letafette ona cennet bahçelerinin Selsebîl'i denilse yeridir
Hemîşe zât-ı pâki mevrid-i hayr-ı hisân olsun
Ola peyveste yâri lutf-ı Bârî avn-i Yezdânî
—
Onun temiz zâtı daima hayır ve iyiliklerin kaynağı olsun; Allah’ın lütfu ve ilâhî yardımı da sürekli kendisine yâr ve destek olsun
Du‘âsın su gibi ezberleyip bu beyt ile herkes
Desinler Tâibâ târîhini gördükçe atşânı
—
Herkes bu beyti su gibi ezberlesin ve susamış olan onu gördükçe, ey Tâib, bu tarih manzumesini dile getirsin
“Zülâl-i birr ü ihsânından İbrahim Paşa’nın”
“İçip şâd eylen ervâh-ı utâş-ı ehl-i îmânı”
—
İbrahim Paşa’nın iyilik ve ihsanının berrak suyundan içerek, susamış müminlerin ruhları sevinç ve ferahlık bulsun
1132 [1719/20]