Bu yapının konumu
أَكْرِمْ أَبَا أَيُّوبَ خَالِدًا
يَا رَبِّ فِي جَنَّاتِ خُلْدِكَ خَالِدًا
هُوَ صَاحِبٌ لِنَبِيِّنَا وَمُصَاحِبٌ
كَمْ مِنْ حَدِيثٍ يُرْوٰى عَنْهُ مُسْنَدًا
هُوَ مِنْ بَنِي أَخْوَالِ عَبْدِالْمُطَّلِبِ
لِنَبِيِّنَا مَنْ كَانَ جَدًّا ذَا أَجَدًا
شَرَّفَ اللهُ قَدْرَهُ فَأَنَاخَ فِي
مَأْوَاهُ رَاحِلَةَ الرَّسُولِ الْمُقْتَدٰى
آوَى النَّبِيَّ الْمُصْطَفٰى مُتَبَوِّئًا
لِلدَّارِ وَالْإِيمَانِ فِي هَدَى الْهُدٰى
هُوَ كَانَ حَيْثُ مِنَ الْإِضَافَةِ سَابِقًا
مِنْ سَادَةٍ نَصَرُوا النَّبِيَّ مُحَمَّدًا
نِعْمَ الْإِضَافَةُ وَالضِّيَافَةُ حَبَّذَا
ضَيْفٌ كَرِيمُ الْخُلْقِ فَيَّاضُ النَّدٰى
فَأَقَامَ بِالْبَرَكَاتِ سَبْعَةَ أَشْهُرٍ
فِي دَارِهِ حَتّٰى أَتَمَّ الْمَسْجِدَا
بِاللَّيْلِ كَانَ يَطُوفُ حَوْلَ جَنَانِهِ
حِفْظًا لَهُ لِسِلَاحِهِ مُتَقَلِّدَا
فَدَعَا لَهُ فَخْرُ الْوَرٰى فَلِأَجْلِهِ
حَيًّا وَمَيِّتًا صِينَ مِنْ كَيْدِ الْعِدٰى
شَهِدَ الْمَشَاهِدَ جَاهِدًا وَمُجَاهِدًا
وَمُكَابِدًا بِحُرُوبِهِ مَا كَابَدَا
حَتّٰى أَتٰى بِصَلَابَةٍ وَمَهَابَةٍ
فِي آخِرِ الْغَزَوَاتِ هٰذَا الْمَشْهَدَا
قَدْ مَاتَ مَبْطُونًا غَرِيبًا غَازِيًا
فَغَدَا شَهِيدًا قَبْلَ أَنْ يَسْتَشْهَدَا
رَبِّ ارْضَ عَنْهُ وَأَرْضِهِ فِي أَرْضِهِ
وَابْعَثْهُ لِلْجِيرَانِ يَشْفَعُ قَاعِدًا
وَانْصُرْ بِهِ سُلْطَانَ عُثْمَانَ الَّذِي
آثَرْتَهُ بِالْمُلْكِ دَامَ مُؤَيَّدَا
وَارْحَمْ بِهِ سُلْطَانَ أَحْمَدَ وَالِدَهُ
وَاجْعَلْهُ فِي دَارِ السَّلَامِ مُخَلَّدَا
هُوَ حَامِلٌ لِلِوَاءِ أَشْرَفِ مُرْسَلٍ
يَا رَبِّ تَحْتَ لِوَائِهِ ابْعَثْ أَسْعَدَا
ثُمَّ الصَّلَاةُ عَلَى النَّبِيِّ وَآلِه
وَجَمِيعِ أَصْحَابٍ صَلَاةً سَرْمَدَا
-----
Yâ Rabbî sen, kulun Hâlid bin Zeyd Ebâ-Eyyûb el-Ensârî’ye
Huld cennetlerine onu dâhil ederek ikrâm eyle
O ki, peygamber efendimizin yakın arkadaşlarından ve kendisinden müsned olarak çokça hadîs-i şerîfin rivâyet edildiği pek kıymetli bir zâtdır.
O ki, peygamber efendimizin kıymetli cedd-i kerîmi Abdülmuttalib Hazretleri’nin dayı-oğullarındandır.
Allah onun kadrini kıymetini şereflendirsin ki, kendisine her işte uymamız gereken Resulullah’ın bineği onun evinin önünde çökmüştür.
O ki, Peygamberimiz Muhammed Mustafa Hazretlerini, îmân ve hidâyet yurdu olan hânesinde ağırladı.
Bu kıymetli yakınlığından ötürü O, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam’a yardım eden ensâr-ı kirâmın önde gelenlerinden oldu.
Bu, ne güzel yakınlık ve ziyafettir ki O misafir ettiği kişi, ahlakı en güzel ve bol feyizler yağdıran bir zât-ı ekremdir.
Peygamberimiz aleyhisselâm, Ebâ Eyyûb’un hânesinde bereketleriyle beraber yedi ay konakladılar. Tâ ki Mescid-i Nebî’nin inşâsı tamamlanıncaya kadar.
Geceleri silahını kuşanarak, o serveri muhafaza etmek için onun etrafında dört dönerdi. (Efendimiz’in iştirak ettiği harblerde yakın korumalığını da yapmıştır)
Efendimiz aleyhisselam ona böylelikle vazîfe buyurmuşlardı, ölü ya da diri olmayı (sonunu) düşünmeden düşmanın tuzaklarından o serveri muhafaza buyurdu.
Pek çok gayretkeşlikle cihadlarda bulundu ve pek çok zorluklara göğüs gererek o Nebiyy-i Zîşân efendimizi canı pahasına harplerde müdafaa etti.
O ki, gazâlardaki bu yakın muhafızlığı ve gayretkeşliği ile cenk meydanında salâbet ve mehâbet kaynağı oldu.
Gazâ niyyetiyle geldiği bu topraklarda garîb olarak, daha şehîd olmayı arzu edecek bir muharebe dahi vuku bulamadan dizanteriden birkaç gün içinde şehîden vefat etti.
Yâ rabbi, ondan razı ol ve yattığı bu topraklarda da onu bizden razı et! O’nu dirilttiğin zaman da kabir komşularına (Tüm bu şehir halkına) onu şefaatçi eyle!
Yâ rabbi, mülkü ihsân ettiğin Sultan [II.] Osman Hân’a da bu zât hürmetine yardımlar eyle!
Ya rabbi, Sultan [II.] Osman Hân’ın babası olan Sultan [I.]Ahmed Han’a da bu zât hürmetine rahmet eyle ve onu sonsuz esenlik yurdunda meskûn eyle.
Yâ rabbi, kıyamet gününde hamd sancağını peygamberlerin en şereflisi olarak taşıyacak olan Nebiyy-i Zîşân efendimizin o kutlu sancağı altında bu Es‘ad’ı da haşr eyle!
Devamlı ve pek çok selamlar ve dualar Nebiyy-i Muhterem efendimizin ve ailesinin ve bütün eshabının üzerine olsun, âmîn!
[Şair: Şeyhülislam Esad Efendi]
———
Çü olup hâfız Sultân Ahmed
Tâli‘in sa‘d ede bahtın es‘ad
—
Tali‘i ve bahtı açık olsun, Sultan [I.]Ahmed Han burayı imar edip muhafaza etti
Sâl-i ömrün ede yüzden efzûn
Dil-i pâkin ede gamdan eb‘ad
—
Allah, onun ömrünü yüzden fazla, temiz gönlünü de kederden uzak eylesin
Türbe-i pâk-i Ebî-Eyyûbâ
Ki odur mevrid-i envâr-ı Samed
—
Ebî-Eyyûb Hazretlerinin, bu temiz türbesi ilâhî nurların fışkırdığı bir yerdir
O şeref-bahş-ı cihân buldu kim
Hâk-i pâkile safâ bu meşhed
—
O cihana şeref veren kutlu zatın temiz kabir topraği ile burası safâ buldu
O alemdâr-ı Resûl-i Ekrem
O sezâvâr-ı rızâ-yı bî-hadd
—
O, Resul-i Ekrem efendimizin gazalarda sancaktarı idi
O, Peygamber efendimizin nice tahsînlerine mazhar olmuş idi
Mefhar-i zümre-i Ensâr-ı Kirâm
Mevkıf-i Nâka-i Mahbûb-i Ehad
—
Ensar-i Kiram efendilerimizin içinde pek müstesna bir yeri vardı
Bir olan Allah’ın sevgilisinin devesi onun evinin önünde çöktü
Olan emr-i Hakk’la mihmânı
Muktedâ-yı Rusulullâh Ahmed
—
Tüm peygamberlerin kendisine uyduğu Ahmed peygamber
Hak teala’nın emri ile onun evinde misafir oldu
Erüp ol hazrete teslîm ü salât
Ola pür-nûr bu âlî-merkad
—
Buradan o yüce peygambere getirilen o salavatlar ile
Bu yüce makam baştan başa nurlara gark olmaktadır
Dâim ikramla edüp nazîrin
O Şehinşâh-ı Cihân’ı cedd ber cedd
—
Allah da bu türbenin ihya edicisi Sultan Ahmed Han’a
ve tüm dedelerine Ahiret’e ikramlarda bulunsun
İçini taşını etdi tezyîn
Oldu nev sanki o zîbâ künbed
—
Her yerini süsledi bezedi, sanki bu hoş türbe yeniden yapılmış gibi oldu
Eyledi hâne-i dînin âbâd
Cidd ü cehd edüp o Şâh-ı Emced
—
Böylece o yüce sultan, gayretler göstererek Ahiret yurdunu abad eyledi
Cümle hayrını Mevlâ bitüre
Çünkü hayr oldu o Şâh’a maksad
—
Bütün bu hayır işlerini Mevla Ahiret’te karşısına çıkarsın
Çünkü onun niyyeti hâlisâne hayır işlemek idi
Büyütüp eski du‘â penceresin
Açdı bir revzene k’olmaz münsedd
—
Eski dua penceresini büyütüp
Şimdi yeni bir pencere açtı ki bu Kıyamet’e kadar bir daha kapanmaz
Fazl-ı Hakk’la dâim ola meftûh
Oluna anda du‘â-yı bî-add
—
Hak teala’nın fazilet ve ihsanıyla daima açık olsun
Ve önünde nice dualar edilsin
Erüp ol dâver-i devre eseri
Bahtı fîrûz ola ömrü sermed
—
Bu hayrının karşılığı da o devrin sultanına ersin
Bahtı açık, ömrü uzun olsun
Çü mu‘ammer edüp ol Sultân’ı
Ola ebedî ma‘mûr bu ma‘bed
—
Allah, o sultanın ömrünü uzun,
Bu mabedi de Kıyamet’e kadar mamur eylesin
Her du‘â edene bu pencerede
Rûh-i pâkinden ere fazl u meded
—
Bu pencere önünde kim dua ederse
Ona Hazret-i Ebî-Eyyûb’un temiz ruhundan feyzler ve imdadlar erişsin
Çün oldu mâmer bu zîbâ revzen
Oldu eshâb-ı recâya mesned
—
Bu mermer dua penceresi pek hoş oldu
Dua edenler için hoş bir mekan oldu
Feyz-i Hakk ile Muhammed ana
Dedi bu beyt ile târîh aded:
—
Hak teala’dan gelen bir feyz ve ilham ile Şair Muhammed
Bu pencerenin açılması tarihini şu beytle söyledi:
“Açdı bu revzeni Sultân Ahmed
Bâb-ı ikbâli küşâd ola ebed”
—
“Sultan Ahmed Han bu pencereyi açtı
Onun da ikbal kapısı daima açılsın”
1021 [1612/13]
———
Resûlullâh’ı mihmân edinen yâr-ı vefâdârî
—
Bu feyizler ve nurlarla dolu türbeyi
Resulullah’ı misafir eden bir vefalı dost şereflendirmektedir
Türâb-i merkad-i pâki mücellâ eyler ebsârı
Mücâhidün fî-sebîlillâh Ebî-Eyyûb-i Ensârî
—
Temiz kabrinin toprağı gözlere sürme diye çekilse lâyıktır
O ki, Allah yolunda bir mücâhid olan Ebû Eyyûb el-Ensârî’dir

