Bu yapının konumu
Bârekallâh ne makâm-ı âlî
Rif‘at ü kadr ile arş-ı a‘zam
—
Maşallah, ne yüce bir makamdır
Yücelik ve itibarıyla yüce arşı andırmaktadır
Ravza-i Cennet-i Rûhânîdir
Meşhed-i Akdes-i Mîr-i Ekrem
—
Burası ruhânî bir Cennet bahçesidir
Emîr Buhârî Hazretleri’nin mukaddes türbesidir
Kevser-i feyz ü tecellâ gülzâr
Nûr-i … buna her şeb şebnem
—
Feyiz ve ilâhî tecellilerin Kevser’i gibi bir gül bahçesidir
Nurlar da her gece onun üzerine çiğ taneleri gibi iner
Dü-cihân kâmı bu bâğın semeri
Hâsılı Aşk-ı Hudâdır her dem
—
Bu bahçenin meyvesi iki cihan saadetidir
Onun asıl mahsulü ise her zaman Allah sevgisidir
Bu Behişt-i İrem’e olmuşlar
Hazret-i Mîr-i Buhârî Âdem
—
Bu İrem cennetini andıran yere Hazret-i EMîr-i Buhârî gelmiştir
Buranın ilk sakini ve kurucusu olmuştur
Şems-i rahşân-ı Buhârâ hâver
Rûm’a feyz seher ü subh dembedem
—
Buhara ufkunun parlak güneşi,
Rum diyarına her seher ve sabah vakti feyiz saçar
Mîr-i Serasker-i Merdân-ı Hudâ
Ceyş-i Ehlullâh’a Serdâr-ı Ekrem
—
Allah erlerinin başkumandanı olan büyük önderdir
Allah dostlarının ordusunun serdâr-ı ekremidir
Bir velîdir ki sözü indallâh
Oldu makbûl özü gibi her dem
—
Öyle bir velidir ki sözü Allah katında daima makbuldür
Çünkü özü de her zaman temiz ve makbuldür
Hangi meşhedde bu hâlet-i meşhûd
Hall ola nice umûr-i mübhem
—
Hangi türbe ve ziyaretgâhta bu hâl vardır?
Nice kapalı ve müşkül işler burada çözüme kavuşur
Yanıp ihrâkda bulmuşdu fenâ
Hikmet-i mahzdır Allâhu a‘lem
—
Bir yangında yanarak fenâ buldu
Bunda da bir hikmet vardır Allah en iyi bilir
Dil-i âşık sûzişle meğer
Ola tâ böyle Behişt-i Hürrem
—
Âşığın gönlü de ancak aşk ateşiyle yanıp tutuşursa,
O vakit neşe ve huzur dolu böyle bir cennet bahçesi hâline gelir
Şâh-ı Şâhân-ı Selâtîn-i Cihân
Mâlik-i Mülk-i Mülûk-i A‘zam
—
Cihan sultanlarının sultanı olan hükümdardır
En büyük hükümdarların ülkelerinin gerçek sahibidir
Hazret-i Abd-i Hamîd-i Âdil
Âleme Zıll-i İlâhi’l-Âlem
—
Adalet sahibi Sultan Abdülhamid Hazretleri’dir
Âlem üzerine Allah’ın yeryüzündeki gölgesi olmuştur
Bendesi Dârüssa‘âde Ağası
Cevher Ağa-yı mukarrib-i mahrem
—
Onun kulu olan Dârüssaâde Ağası
Mahrem ve yakınlarından olan Cevher Ağa
Oldu tevfîk-i Hudâ’ya mazhar
Oldu bu hayr-ı celîle mülhem
—
Allah’ın tevfikine mazhar oldu
Bu büyük hayır eserini ilham ile meydana getirdi
Kıldı bu dergehi te’sîs ü binâ
Sarf-ı makdûr edip ol kân-ı kerem
—
Bu dergâhı kurup inşa etti
O kerem kaynağı bunun için bütün imkânını harcadı
Dergeh-i Hazret-i Mîr’i ihyâ
Ka‘be yapmak gibidir yok şübhem
—
Hazret-i Emîr’in dergâhını ihya etmek
Şüphesiz Kâbe tamiri gibi kıymetli bir iştir
Hizmeti böyle veliyyullâhın
Devlet-i her dü-cihândan a‘zam
—
Böyle bir Allah dostuna hizmet etmek
İki cihan nimetlerinden daha büyüktür
Himmeti hâzır ola denmek bes
Sâhibü’l-hayra du‘â-yı vâfî hem
—
“O Hazretin himmeti hazır olsun” demek
O hayır sahibine de tam ve gönülden bir dua olarak yeter
Dergeh-i Mîr gedâsı Neş’et
Oldu bu mısra‘a gûyâ mülhem
—
Emîr Buharî Hazretleri’nin dergâhının fakîri Neş’et de
Bu tamirin tarihini şu mısra ile söylemeye sanki ilham olunmuştur
Düşdü bu tam mücevher târîh:
“Kıble-i Hâcet-i Halk-ı Âlem”
—
Şu ibare cevher tarih ile düştü:
“Âlem halkının ihtiyaçlarını yönelttiği kıble”
1197 [1783]
